Kas 10

Ve annemin kaleminden dokulur satirlar

Ve annemin kaleminden dokulur satirlar

Kas 09

Yaradilis

Gitti oylece. Cunku erkek, ne yapacagini bilemedigi zamanlar, en iyisi uyumak diye dusunurdu. Kadin kusursuz degildi. Kadin kirilmak icin yaratilmisti. O gitti, kadin kirildi.
Bir bosluk, bir karanlik ve bir yalnizlik vardi kadinda. Dusundu ki; sevildigini bilse katlanabilir bunlara. Kadin sevildigini duymak istedi. Kadin, erkegin kendisini sevdigini kanitlasin istedi. Erkegin yaradilisinda dusunmek ince degildi. Kadini anlamadi erkek.
Kadin pismisti, yasamisti, gormustu. O kadar cok savasmisti ki; duvarlar gibi dilsiz kalmisti sonunda. Bundandir konusup derdini anlatamadi erkege. O susarken erkek anlasin istedi. Oysa erkek, anlayamamanin verdigi kafa karisikligiyla bosverdi.
Kadin kaldi. Kalan icin yapilacak tek seydi aglamak. Ne zaman geride kalsa agladi.

Tem 26

Kalk da Un Kabına Aşk Dolduralım

eve sağ salim dönmek istediğim geceler olur. o gecelerden biri. buralarda küçük sahil kasabaları yok. buralarda büyük sahil kasabaları da yok. buralarda sahil beldeleri var. bu gece o beldelerden birinde… deniz kumlu. kumlu denizleri daha bir severim. kalk da un kabına aşk dolduralım. deniz gibi sakin, kum gibi yumuşak olsun. un gibi de beyaz. temiz olmalı; aşk bu.

gitmek istedim. yalan yok. son zamanlarda sona doğru gider gibi bir halimiz var. ama kaldım. sona değil de, yeni bir başlangıca gidelim diye. şarkılar anlatmaz bak bunu. ben anlatıyorum. zaten sen dinlemeyi seversin beni. ama dinlemiyoruz birbirimizi. dinliyor gibiyiz de; dinlemiyoruz. öyle ya, ne söylesek unutup başa dönüyoruz. 

oje sürecektim ben. seversin. pek yaptığım bir şey değil; sırf gönlün olsun. sonra bir şey dedin. sana hoş görünmek için çırpınan kelebeklerim öldü. ben de yine “sorun değil.” dedim. ben “sorun değil.” demekten yoruldum. bazı sözlerin pek ağır. bazı sözlerim pek ağır. ama bunları hak etmemiştik. 

her şey beni yağmurdan korumak için şapkamı kafama geçirdiğin gün kadar güzel olsa keşke. her şey beremin ucundaki topu çekiştirdiğin akşam kadar başa sarsa.

güzel anılar ve gidememeler var bende. bir de kötü anılar. onlar daha çok bu aralar. olsun. sevmeler de bende. belki… -bu sefer un kabına aşk doldurmayı başarabilirsek- yine kavuşur ellerimiz.

Tem 14

Rome

Rome

Ha 12

Anne, Balıklar Cennete Gider Mi?

Eve geldim, saat onu geçiyordu. Bütün günün yorgunluğu üstümde. Çantamı bir kenara koydum; soyundum. Giyindim. Yatağıma doğru yürüdüm. Göz ucuyla gördüm. Yatağımın başucundaydı; öylece yan yatmıştı balık. Benim balığım. Dün dördüncü ayıydı. Bugün göçüp gitmişti. Oysa sabahları kendi karnımdan önce onunkini düşünürdüm. Uyanır uyanmaz beslerdim onu. O bana veda etti. Yakın bir arkadaşımı kaybettim bu gece. Adının ne olduğu mühim değil. Geceleri onu izlerdim, sabahları onu izlerdim. Hatta bazı ikindiler bile onu izlerdim. Mühim olan buydu ama o artık yoktu. En çok arkadaşını yalnız bırakmasına kızıyorum ben. Beni bıraktı. Onu bırakmasaydı keşke.

İyi uykular balık. Benim balığım.

Mayıs 08

Yazmak

Yazmak hiç olmadığı kadar zor şimdi. Havalar pek sıcak. Bu sıcakta insanın yaşayası bile gelmiyor. Kuyruğunu peşine takıp ağaç gölgelerinde yaşamaya çalışan köpeklerden farkımız yok. Her yer ıslak. Her yer buram buram ter. Otobüsler havasız. İçim daralıyor; içimi havalandırmak lazım. Serinlemek için gölgelere ihtiyaç var. Yazmak içinse sessizliğe ihtiyaç var. Biri aklımı sustursun. Hoş, gönül sözüyle de yazma niyetinde değilim. Dedim ya, bu sıcakta, yaşama niyetinde bile değilim.

Mayıs 04

Sabah çöp atacağım; çöp kutusunun kapağından düştü bu kağıt parçası. Böyle şeyler kitaplarda olur sanıyordum…

Sabah çöp atacağım; çöp kutusunun kapağından düştü bu kağıt parçası. Böyle şeyler kitaplarda olur sanıyordum…

Şub 28

Şubat Sabahı, Herkes Aldandı

Bir Şubat sabahı, herkes aldandı.

Ben aldandım, o aldandı.

Papatyalar da güneşe aldandılar.

Açtılar ama hala kış var.

Bir yerlerde hep kış var.

Beyaz karlar yağıyor orada.

Hala umutlar var güneşle açan.

Bir bilse…

Ah bir bilse kabuk tutar yaralar.

Karlar erimez. 

Karlar yağar.

Bir tutam kızılımsı saç.

En sevdiğim mavi bile acı verir.

Bir bilse…

Her acının farklı bir rengi var.

Geceler yalnızlar için, geceler aşıklar için.

Geceler kara. 

Her gecenin farklı bir gerçeği var.

Dilimin ucunda şeker tadı,

Bir de birikmiş birkaç cümle var.

Gittiğimizden daha ötesi değil yaşamımız.

Bir adım,

İki adım, üç adım…

Her adımda biraz daha uzaklaştım.

Gittiğimden daha ötesi değilim ben.

Bir bilse…

Ah bir bilse…

Bir soğuk Şubat sabahına aldandım.

Oc 20

Kelimelerimi Sende Tükettim

Bu kaçıncı yokuş, çıktığım aşk yalanıyla?

Bu kaçıncı kalp sıkışması?

Kaçıncıdır çarpıntılarım var…

Kelimelerim yok çocuk.

Kelimelerimi sende tükettim.

Sen iyi bilirsin konuşmadan anlaşmayı.

Zaten bir sen bilirsin o anı.

O anda konuşanın kelimeler olmadığını en iyi sen bilirsin. 

Vücudundaki yanma hissini alkole mi bağlarsın?

O dokunduğun, tenimdi.

Şu kulağımda çınlayan senin sesin değildir de nedir?

Oysa ben sustum. Konuşursam büyüsü bozulur sandım.

Korktum. Gözlerimi kapatmalarım bundandı. Geçer sandım. 

Kaç şiir yazarsam tarif edebilirim bunu?

Kaç şiir yazarsam anlatabilirim?

Ya da boş ver, sen zaten anlarsın beni.

Sen de oradaydın çocuk.

Orada, sol göğsümün çevresinde.

Sen oraya dokundun.

Öyleyse, artık biziz.

Tam anlamıyla, biziz çocuk.

Bilirim, o söndürdüğün son sigara değildir.

Daha tütecek nice dumanlar var.

Nice zehirleneceklerimiz bekler bizi.

O vakit, yak sigaranı; birlikte susalım.

Kelimelerin sonu geldi.

Oc 16

Emrah Serbes, Hikayem Paramparça

Emrah Serbes, Hikayem Paramparça